Likya Birliğinin, dönemindeki en önemli kenti

XANTHOS

Onurlu ölenlerin şehri…

‘Likya Birliği’nin idari ve dini başkenti…

Birliğe üye 23 kent içinde, 3 oy hakkına sahip 6 büyük kentten biri! Arkaik ve Klasik dönemde İ.Ö. 7. ve 6.Y.Y.’lar arasında, tüm bölgenin en önemli kenti; ‘Xanthos’…

‘Eşen’ çayının kenarında, ovaya hakim iki tepe üzerinde kurulmuş, sihirli kent!

İlk kuruluşun, İ.Ö. 1200’lere uzandığı konusunda görüşler var.

Ne var ki ‘Xanthos’dan günümüze ulaşan en eski tarihsel kalıntılar, İ.Ö. 8.Y.Y’a ait.

Burası, Fethiye-Kaş karayoluna yakın, Fethiye’ye 46, Kaş’a 70 km. mesafede.

‘Xanthos’un şüphesiz en özel kalıntıları, farklı türdeki mezarlar. Ayrıca; günümüze ulaşabilen en iyi durumdaki taş döşemeli cadde, ilginç tiyatro, kitabeler, agoralar ve erken hristiyanlık dönemine ilişkin buluntular, kentin özel olduğunu kanıtlar nitelikte.

İşte bu nedenle de; UNESCO Dünya Mirası Listesinde!

‘Xanthos’un yıllar önce keşfine ilişkin olarak 1838’de İngiliz arkeolog ‘Charles Fellows’ çıkıyor karşımıza. Sonrasında başlattığı kazılarda, elde edilen buluntular ‘Fellows’ tarafından İngiltere’ye kaçırılmaya başlanıyor! İlk kazılardan iki yıl sonra, kent için çok önemli bir buluntu olan ‘Nereid Anıtı’ yok oluyor?

Deniz tanrısı ‘Nereus’ ile, tanrıça ‘Doris’in kızları olan ‘Nereid’lere adanan anıtsal yapı, İ.Ö. 4.Y.Y.’a tarihli. ‘Ion’ düzenli 12 sütunun taşıdığı anıt, ‘Nereid’ heykellerinin yanı sıra, kurban törenleri, ziyafet sahneleri, savaşta kazanılan zaferlerin betimlendiği, eşsiz kabartmaların da süslediği çok farklı bir eser! Ne yazık ki günümüzde, ’British Museum’da sergileniyor. ‘Xanthos’da sadece temellerini görebiliyoruz.

‘Harpy Lahdi’de, ne yazık bugün ‘British Museum’da! İ.Ö. 5. Y.Y.’a tarihli yapıda, doğum ve bereket tasvirleri ilgi çekerken; aynı zamanda figürlerdeki kanat ve kuyruk motifleri ile, doğum ile beraber aslında sonsuz yolculuğun başladığı ortaya konuluyor! Ölüm sonrası yolculuğun da!

Aynı yüzyıla ait, ‘Aslanlı Lahit’te bugün tüm görkemiyle ‘British Museum’ galerisini süslemekte! Çok iyi algılanmasa da, aslanın boğayı öldürme sahnesi canlandırılmaya çalışılmış. Elbette bazı parçalar eksik. Diğer taraftan ne yazık ki göremediğimiz lahit kapağında, bir yemek şöleninin resmedildiği belirtiliyor.

Bir başka ayrıntı ise; domuz avını betimleyen bir tasvirin yer alması! Başlangıçtaki yüksekliği 3 m. olan lahitin, eksik parçaları ile daha düşük bir yükseklikte sergilendiği söyleniyor. Ancak bu hali ile dahi görkemli!

İ.Ö. 5. ya da 4. Y.Y.’a tarihlendiği sanılan ‘Payava Lahdi’de, ‘British Museum’daki yerini almış; ne yazık ki!

Dört atın çektiği araba figürü görkemli. Üstte çeşitli savaş motiflerine yer verilmiş. Dönemin ‘Pers Satrabı’ ile anıtı yapan ‘Payava’ için yazılmış kitabeler var.

Bu ve benzeri örneklerle, ‘Charles Fellows’un ‘Xanthos’a verdiği zararlar inanılmaz!

Uzun bir aradan sonra, 1950’li yıllarda Fransız arkeologları görüyoruz yeni kazılarda.

2011 yılından itibaren, ‘Burhan Varkıvanç’ başkanlığında kazı çalışmaları sürdürülmüş!

Kimi kaynaklarda, kentin eski isminin ‘Arnna’ olduğu belirtilmiş!

Bunun ‘Helen’ dilinde, ‘Sarı’ renk manasına geldiği söyleniyor. Bu ismin nereden geldiğine ilişkin de bir efsane var!

İ.Ö. 540’lı yıllardan itibaren kentin ciddi bir ‘Pers’ istilası ile karşı karşıya geldiği bir gerçek! Bu tarihe değin benzer bir tehlike yaşanmamış.

Komutan ‘Harpagos’ yönetimindeki ‘Pers’ ordusu ile ölümüne savaşır; kentliler! ‘Xanthos’ halkı, savaşçı bir topluluk. Ne var ki, sayı ve güç olarak çok üstün olan ‘Pers’lere daha fazla direnemeyeceklerini anlarlar.

İşte bu noktada, çok özel bir karar alır kentin yönetimi. ‘Xantos’un, ‘Pers’lere teslim olduğunu görmemek adına, kendi kadın ve çocuklarını öldürüp yakarlar!

Erkekler de, kahramanca savaşı sürdürüp tek tek ölürler!

Tarihe geçen bu olay sırasında yaşandığı düşünülen efsaneye gelince. Ölmeden önce düşmanın eline geçmesin diye var olan tüm altınlarını, ‘Eşen’ çayına atarlar. ‘Eşen’ bir süre sarı renkte akmaya başlar; bundan dolayı! İşte ‘sarı’ manasındaki ‘Arnna’nın, kentin eski ismi olmasındaki neden?

‘Xantos’da; ‘Pers’ler sonrasında hep ‘Likya’ egemenlikleri görülür. İ.Ö. 400’lü yılların ortalarında, ‘Kuprilli’ hakimiyeti var! Sonrasında, ‘Gelgithus’lar egemen! Devamında ‘Arbinas’ hanedanı ve son olarak ‘Likya beyi’ olarak tanınan, ‘Perikle’. Tüm bu hanedanlıklar uzun ömürlü değil. 20 ile 40 yıl arasında değişen farklı dönemlerle, kente hakim olmuşlar!

Zaman içinde, ‘Makedon’ların, Mısır Hanedanı ‘Ptolemias’ın, Suriye Kralı 3. Antiokhos’un hakimiyetleri söz konusu.

‘Helenistik’ dönemin sonrasında, ‘Xanthos’da doğal olarak ‘Roma’ ve ‘Bizans’ etkisi görülmekte!

‘Xanthos’da 3 ayrı agora var. Şu ana dek ‘bouleterion’a ulaşılamamış! Acaba böylesi bir kent, nasıl bir meclisten yönetildi?

Gelelim kentin tiyatrosuna. Yapının iki kez inşa edilip, iki kez de mimari değişim geçirdiği düşünülüyor. Zira seyirci sayısı ile ilgili bilgiler farklı. Bazı kaynaklar 5 bin kişi derken; bazıları yarısı kadarını söylüyor! Ciddi bir depremde hasar gördüğü kesin. Burada yenileme çalışmaları yerine, yıkılıp tekrar yapıldığı gündemde. Eski inşada cavea sahne seviyesindeyken, ikinci yapılışta yükseltildiği belirtiliyor. Bunun genelde sebebi, gladyatör dövüşleri için seyirci güvenliği! Çok başka bir söylem daha var. Kanıtlanmamış olsa da, gerçekten çarpıcı bir düşünce!

Cavea seviyesine kadar sahnenin su ile doldurulup, maket gemilerle olası ‘Likya’ deniz savaşlarının provalarının burada yapılmış olması?

‘Bizans’ döneminde burası bir piskoposluk merkezi.

Bugün ayakta kalmış buluntular içinde, erken Hristiyanlık dönemi kilisesi öne çıkar.

Hristiyanlığı tam anlamı ile yaşayan ‘Xanthos’, 7.Y.Y.’dan itibaren yavaş yavaş terk edilmeye başlanmış.

‘Xanthos’da görkemli mezarların olması, kentte ‘Likya’nın üst düzey yöneticilerinin yaşadığını ortaya koyuyor. Öldükten sonra da, görkemli mezarlara gömülmek istedikleri ortada!

Bir kayaya oyularak yapılan kaya mezarları var. Sütun tipi mezarlar, yekpare blok taştan yontulmuş. Bir kaide üzerinde yer alıyorlar ve kimilerinin üzerindeki çeşitli tasvir ve figürler, günümüze ulaşabilmiş. Ahşap ev formunda düşünülmüş, ev tipi mezarlar da görülüyor. Kimilerinde birden fazla kişi gömülmüş! Ancak bölge için en belirgin olanlar; lahitler! Genelde tek parça kayadan yapılıp, çatı biçimden bir kapakla tamamlanan ve üzerinde çeşitli tasvirlerle süslenen mezar tipi!

Büyük Agora kenarında hala mozaik kalıntılarının görüldüğü ‘Xanthos’da, ‘Dikilitaş’, ‘Kitabeli Pilye’ tüm ‘Likya’da günümüze gelebilmiş en büyük kitabe! İ.Ö. 5. Y.Y.’a tarihlendiği düşünülen yapı; bir anıtmezar ile birlikte yer alan yaklaşık 11 metrelik bir kitabeden oluşuyormuş!

Kentte bir süre hüküm süren Likya hanedanı ‘Arnibas’ın oğlu ‘Kherei’nin, ‘Atina’lılara karşı mücadelesinden söz edilmekte. Dört tarafı kabartmalarla süslenmiş kitabe, ‘Likçe’ dilinde!

Yurt dışına kaçırılanları, zamana, iklimsel koşullara, depremlere, yağma ve yangınlara direnemeyenleri düşündüğümüzde, sahip olduğu zenginlik çok daha iyi anlaşılıyor.

‘Xanthos’, gerçekten de olağanüstü bir tarihi barındırıyor ve Türkiye için büyük önem taşıyor!