Karia’nın belki de en özel eserleri burada…

MUĞLA MÜZESİ

Az biliniyor; farklı eserler barındırıyor!

‘Müze’ yapısı oldukça yeni, 1990’lar! Ama Türkiye’deki ilk doğa tarihi burada gözlemlenebiliyor!

Üç ana bölümde gezilecek ve şahane bilgiler elde edilecek! Buluntuları izlemek, buna tanıklık edecek! Dikdörtgen planlı yapı aslında eski bir ceza evi!

Kapalı alanlarda sergilenen yapıtlar çok özel! Ama açık alanlarda sergilenenler de var!

‘Gökova’yı bilmeyen var mı? ‘Sedir adası’ o coğrafyanın en ucudur!

Antik kent olarak ‘Kedrai’ ismi ile bilinir! Oradan bulunan eserler burada; ‘Muğla Müzesi’nde…

Bitmedi, ‘Milas’ yakınında ‘Lagina’ kutsal alanı var! Ve buralara gelen herkes mutlak ziyaret eder! Hemen yakındaki ‘Stratonikeia’ kentinin kutsal alanı. İşte buradan bulunanlarda, ‘Muğla Müzesi’nde!

I.O. 2.Y.Y.’ ait ‘Naiskos’ biçimli mezar steli, müzenin en nadide eseri!

Stelde beş ayrı figür var! Ortadaki figür ölen bir kadına ait! Ama bu eserin çok başka özellikleri var! Kadının üzerinde giydiği ‘Chiton’ ilgi çekici; bu eski ‘Yunan’da ve ‘Roma’da omuzdan bağlanan, bazen erkeklerin de tercih ettiği uzun bir tunik benzeri giysidir… Ve ayrıca, onun üzerine giyilen ‘Hymation’; buna da pelerin veya şal diyelim, genelde ‘Chiton’un üzerine giyilir tarihte. İşte bu detay da var ‘Naiskos’ biçimli mezar stelinde! Detaylı incelemek ve fotoğraflamak gerekir bu eseri…

‘Muğla Müzesi’ yaklaşık bir buçuk saatte gezilebilir! Zamanı ona göre ayarlayın!

Müze kentin merkezinde ve otopark sorunu yaşanabilir! Aracı ile gelecekler buna dikkat etmeli!

Merkeze yakın, ‘Özlüce’ köyü yakınlarında 1990’larda çobanlar tarafından çok ilginç fosiller bulunur ve devamında yapılan çalışmalar ile bunların dokuz milyon öncesine tarihlenmesi söz konusu olur! Bunun üzerine dönemin valisi ‘Lale Aytaman’ buralarda antik kazıların önünü açar! İyi ki de açar! Pek çok buluntu bu çalışmalar ile insanlık ile buluşur!

‘Muğla Müzesi’nde, 1997’de hayata geçen ‘Arkeoloji’ salonunda ‘Stratonikeia’ ve tabi kutsal alan ‘Lagina’ eserleri sergileniyor demiştik… İşte bu antik alanlar ile ilgili ‘Gladyatörler’ salonu ise 2007’de açılmış…

Zira; ‘Stratonikeia’ bir gladyatörler kentidir… Bu salonda yedi adet gladyatör steli var!

Gladyatör döğüşleri, I.O.’ki tarihlerde ‘Etrüskler’den ‘Roma İmparatorluğu’na geçmiş bir oluşum! Bu yapı hem eğlence kültürüne hizmet etmiş, hem de sonrasında köle olanların özgür kalabilmeleri adına bir yol olmuş! Köle statüsünde olmayanlar için de bir gelir kaynağı!

Burada önemli bir bilgi var! Bazı görüşlere göre I.O. 4. Y.Y.’dan başlayarak ölenlerin anısına, ölü ya da ölüleri onurlandırmak anısına doğmuş? Bilgiler tabi ki esnek?

‘Stratonikeia’ belki de ‘Roma’ merkezden çok uzak olsa da, bu gelenekselin merkezi! İşte bu anlamdaki buluntular ‘Muğla Müzesi’nde sergileniyor!

Şüphesiz zaman bulup ‘Stratonikeia’ antik kentini gezecek olanlar da, benzer buluntulara tanıklık edecek! Bir tavsiye, buralara gelenler, ‘Stratonikeia’ ve ‘Lagina’yı mutlaka görmeli…

Çok daha öncelere gidelim! 

Zürafadan, gergedana, domuzgillere, atgillere; bitmedi hayvanlardan etcil bitki fosillerine uzanan çok farklı eserlerin sergilendiği bir müze burası…

Doğada insan dışı yaratıkların, hayvanların özellikle çokça bulunur olması buraya farklı bir değer katıyor tarihsel bazda! Zira coğrafya gerçekten çok farklı! Ve bu özellik müzede sunulan eserlere yansımış!

‘Muğla Müzesi’; 1995’de açılan Etnografik eserlerin sergilendiği yapısı ile de özel!

Bölge civarında yaşamın nasıl sürdüğü; giysiler ile kullanılan aletler, eşyalar ve diğer gereçler ile burada detaylı biçimde gözlemleniyor!

Etnografya ciddi manada önemlidir. Yıllar sonrasında, yıllar öncesini size getirir… Üstelik iyi bir müzecilik çalışması ile canlıya yakın figürlerle beraber bu oluşum ziyaretçilere sunulursa; keyfinden kimse alıkoyamaz… İşte burada yaşanan bu!

‘Muğla’ ve civarını en alttan üste öğrenmek isteyenler, buna bir kat dikkat etmeli!

Sadece ‘Yatağan’ ve civarındaki kurtarma kazılarının otuz yıl kadar sürdüğü düşünülünce, burada sergilenen eserlerin değeri bir o kadar artıyor!

‘Stratonikeia’ ve ‘Lagina’, ‘Muğla’da, ‘Yatağan’ civarında!

‘Muğla Müzesi’ belki de bundan dolayı son derece önemli!

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi ‘Berna Alpagut’un bu coğrafyada ve bu müzede sergilenen eserlere ilişkin çalışmaları unutulmaz! Emeklerine sağlık! O’nun ve tabi ekip arkadaşlarının yıllara varan çabalarının sonucu bu eserler sergilenmekte!

‘Muğla Müzesi’nde bir özel eser daha sırada!

Bir mücevher kutusu içinde yer alan on iki kadar gümüş takı ve kemikten yapılmış zarlar!  Bunlardan biri çok daha özel!

Farklı bir takı aslında; nazarlık veya kolye gibi belki…

Günümüzdeki deyim ile; dinsel anlamda muska diyenlerde var!

Kısaca kötülüklerden koruyan, olumsuzluklara ket vuran, kimilerine göre çok bir farklı obje!

Bunun, ‘Karia’ bölgesinin farklı kültürler ile iletişiminden de günümüze örneklendiği söylenir…

İlk sergilemenin 1994’de olduğu ‘Muğla Müzesi’nde sergilenen eserler, belki de beklentinin altında!

Nedeni şu olabilir!

Bölgede yer üstüne çıkarılan çok sayıda eser var ama, bunların sergilendiği pek çok müze de!

Ve kimi bölge antik kentlerinde, salt oraya has eserlerin sergilendiği müzelere tanıklık ediyoruz?

Gönül ister ki bunların sayısı artsın hem buluntular anlamında hem de müzecilik anlamında!

Yolunuz buralara düşerse, mutlaka ‘Muğla Müzesi’ni ziyaret edin… Kısa bir ziyaret olacak bu; ama çokça bilgileneceksiniz!

Çevrede içecek, yiyecek ihtiyaçlarınızı rahatlıkla karşılayabilirsiniz!

Yaz mevsiminde sıcaklarda değil de, bahar ve kış aylarında ziyaretiniz size daha iyi gelecektir!