İlk metropollerden biri; İstanbul ile yarışmış, Bizans’a başkent olmak için!

ALEXANDRIA TROAS

Çift girişli limanı ile özel! Devasa granit sütunlar, buradan gönderilmiş Roma’ya!

Dünya nüfusu kırk milyon iken burası on binler seviyesinde; önemli metropollerden biri; döneminde! ‘Alexandria Troas’…

‘Büyük İskender’in ani ölümü ile olağanüstü boyutlardaki imparatorluk topraklarında bir yönetim boşluğu oluşmuş! Sonrasında; ‘İskender’in önemli komutanları arasında, var olan topraklar paylaştırılmış!

‘Antigonos Monophtalmos’ tek gözlü lakabını da taşırmış. İskender’in özel komutanlarından!

İ.Ö. 311-310 yıllarında Alexandria Troas’ın kurucusu! Ve kentin ilk ismi de, kurucuya atfen ‘Antigoneia’!

Günümüzde; ‘Çanakkale’ ilimizin ‘Ezine’ ilçesinde. ‘Geyikli’ beldesinin, ‘Dalyan’ köyü sınırları içinde. Yazık ki çok fazla buluntuya henüz ulaşılmamış. Çevredeki zeytinliklerde irili ufaklı kalıntılar göze çarpıyor. Sütun parçaları, lahit kapakları, oturma sıraları vs.

Yaklaşık 400 hektarlık bir alan üzerinde yaşamın sürdüğü düşünülen ‘Alexandria Troas’, 8 km. uzunluğunda surlar ile çevriliymiş!

Antik kentin ‘Dalyan’ köyünün civarında birbirine yakın yerlerdeki kısmi kalıntılarını görmek olası. Dalyan plajının devamında suyun içinde ve çevresinde göze çarpan liman kalıntıları ilginç!

Kent, yıllar boyunca tuz ve kereste ticareti ile büyük kazançlar sağlamış.

Bulunduğu konum da çok özel elbette!

Ege denizinin Çanakkale boğazı ile birleşme noktasına çok yakın kentin, antik limanının kalıntıları incelendiğinde, dalgakıranla sert havalara karşı korunduğu ve limanın iki farklı girişinin olduğu saptanmış. Kaptanlar, limana giriş ve çıkışlarında havaya göre tarafı! belirlermiş!

‘Lysimakhos’da ‘İskender’in önemli komutanlarından biri! Bölgedeki kentlerde adına sıkça rastlanır. ‘Antigoneia’ zaman içinde ‘Lysimakhos’un kontrolüne geçmiş. İlerleyen dönemlerde de, kentin ismini değiştirmiş Lysimakhos! Alexandria Troas yapmış!

‘Alexandria;’ ‘Helen’ dilinde İskender’in yurdu, toprağı manasında.

Ünlü savaşçının ani ölümü sonrasında, imparatorluğa ait pek çok yerde rastlanan bir isim!

‘Troas’ ise burayı imlemek için düşünülmüş! Troya ile bir bağlantısı var mı; düşünülmeye değer?

Dönemler içinde ‘Seleokus’ların, ‘Pergamon’un, ve tabi ‘Roma’nın egemenlikleri görülür kentte!

İlk kurulumda, çevredeki ‘Skepsis’, ‘Neandria’, ‘Hamaksitos’ gibi şehirlerde yaşayanların bir bölümünün buraya yerleştirildiği görüyoruz!

Roma hakimiyetinde de; özellikle ‘Agustos’ döneminde emekli askerlerin getirildiği bilgisi var! İ.Ö.12’de ‘Colonia Augusta Troandensis’…

O dönemde, burası ayrıcalıklı bir Roma kolonisidir!

Kentte doğanlar Roma vatandaşı sayılacaktır ve bazı vergilerden de muaf olacaklardır!

İlerleyen zaman içinde, pek çok Roma kentine granit sütun ihracı söz konusu! Bu bölge sütun yapımında öncü ve ihraçlar kentin o döneminde çok önemli gelir kaynağı!

Alexandria Troas’ın bulunduğu ‘Dalyan’ köyünden ‘Ezine’ istikametine giderken çevreyolundan sağa ayrılan bir ara yol; ‘Yahya Çavuş’ köyüne bağlanır. Bu köyün devamında da, devasa antik sütun parçalarını ve tabi günümüze gelebildiği kadarı ile ocakları görmek mümkün!

‘Hadrianus’ döneminde kent neredeyse yeniden inşa edilmiş!

Ve önemini de korumayı sürdürmüş… Ünlü Roma’lı senatör ‘Atticus,’ İmparator ‘Hadrianus’a bir mektup yazarak kentin su ihtiyacının çözümüne ilişkin ödenek talep eder!

Kabul edilir, çalışmalar da başlar! Ne var ki zaman geçtikçe su şebekesinin maliyeti, planlanan rakamı çok aşar! ‘Hadrianus’ para göndermeyi keser. Bunun üzerine ‘Atticus, ’ tüm harcamaları kendi karşılamaya başlar ve Kazdağların’dan getirilen suyu, ‘Alexandria Troas’ bile buluşturur!

Kentin su sorunun çözülmesi sonucu, Anadolu topraklarındaki en büyük hamamlardan olan ve kısmen günümüze kalan bir yapı, bu ünlü senatöre atfedilir.

‘Herodes Atticus’ hamamı! Alexandria Troas kentinin ayaktaki en önemli buluntusudur!

Antik kentin günümüzde ulaşılan bir bölümü; ‘Dalyan’ köyü ile ‘Ezine’ çevre yolunu bağlayan dar, virajlı bir ara yolun iki tarafında yer alıyor. ‘Herodes Atticus’ hamamı, ‘Ezine’ istikametine giderken yolun sol tarafında! Buraya gelmeden yaklaşık 500 metre gerisinde ise, kentin ‘forum’ alanı yer almakta! Civardaki kazılarda elde edilenler de burada görülebilir! Çeşitli sütun başları, alınlıklar, kitabe parçaları,  mezar stelleri gibi!

‘Strabon’da söz etmiş buradan, ‘Pilinius’da!

Onlar kadar ünlü olmasa da, başka tarihçilerin anekdotlarında da var, Alexandria Troas!

Arkeolojik kazılara ilişkin ‘Coşkun Özgünel’ ismine rastlıyoruz. Yüzey araştırmaları yapmış.

‘Elmar Schwertheim’ 90’ların sonlarındaki kazılara başkanlık etmiş.

2000’lerin ortalarına doğru ‘Erhan Öztepe’ kazı başkanı olarak gündemde!

Ancak söylendiği gibi toprak altında bekleyenler, üstündekilerden çok fazla. Ciddi bir çalışma gerekiyor buraya!

Roma İmparatorluğu sonrası Bizans döneminde hakim olan ‘I. Konstantin, başkent arayışına girişir! ‘Sicilya’, Korsika’ hatta ‘Kartaca’ düşünülürken ciddi bir metropol olan Alexandria Troas akla gelir ve başkent olması için de çalışmalara başlanır.

Zaman içinde ‘Konstantin’ bu fikrinden cayar; İstanbul’a verir başkentliği!

‘Konstantinepolis’ başkenttir ve herkes de şaşkındır! Soylular, zenginler İstanbul’a göçmeye başlar. Devamında önemli depremlerle de sarsılan Alexandria Troas, gittikçe gözden düşer. Bir süre sonra da tamamen önemsiz hale gelir. Öyle ki, buradan götürülen kimi parçalar İstanbul ve başka kentlerde farklı yapılarda kullanılır.

Hristiyanlığın kabulü ile, İsa’nın havarilerinden ‘Aziz Paulos’un kenti iki kez ziyaret ettiği rivayet?

Biri gerçek sanki? İ.S.52 yılında ‘Aziz’in bir vaazı esnasında ‘Eutyhus’ adlı çocuk yüksekçe bir yerden düşer ve ölür. ‘Aziz Paulos’ çocuğu alır, dua ederek yerleşimin hemen yakınındaki ılıcada yıkar. Rivayet bu ya; çocuk canlanır…

 ‘Ölü dirilten su’ adı verilir; bu ılıcaya!

 Alexandria Troas’ın hemen dibindeki bu sular artık kutsaldır! Zamanla ‘Kestanbol’ olarak adlandırılmış bu su kaynağı. Eski İstanbul demek!  Bölgenin başkent olması adına rekabetine ve ilişkisine atfen!

Bugün de Kestanbol Kaplıcaları, bölgenin önemli değerlerinden.

Alexandria Troas’ın su ile ilişkisi bu kadarla sınırlı değil. Antik kentte ayakta kalmış değerlerden biri de ‘Nymhaion’!

Mitolojide doğada yaşadığı var sayılan su perilerine adanan yapı, kimi zamanda bir su kaynağı olarak adlanır! Anıtsal çeşme diyelim! Burada da kısmen ayakta! Görülmesi gerekenlerden!

Alexandria Troas antik kentinin doğu kapısı ve antik sur kalıntıları, Ezine yönüne giderken sol tarafta görülebilir!

Kuruluşundan itibaren İ.S.11, kimi kaynaklara göre 13. Y.Y’a dek yaşamın sürdüğü düşünülen bu yerleşim; buluntuları ne kadar az olsa da ziyarete değer!