Bu küçük kentin anlattıkları; hacminden çok büyük!

KUTNA HORA

‘Bohemia Krallığı’nın en özellerinden…

Burası bir madenci kenti evet! Ancak benzerlerinden çok farklı özellikleri var. Son yıllarda gündemde olan gümüş madeninin adeta anavatanı.

‘Kutna Hora’, gümüş ile var olmuş.

1200’lü yılların ortalarında, Alman madenciler buraya gelip gümüş çıkarmaya başlamışlar. Bir başka söylenti de, 1270’lerde din adamlarının bu madeni bulduğuna ilişkin? Yerel halkın da gümüş’e yönelmesi ile, 13. Y.Y.’dan başlayarak kıyasıya bir rekabet başlamış madencilikte. Bu rekabet; kanlı çarpışmaları da beraberinde getirmiş! Yıllarca da sürmüş!

13. Y.Y.’da kıta Avrupa’sının toplam gümüş üretiminin üçte biri, Kutna Hora’da gerçekleşmiş!

Şu anda da, bir ‘Gümüş Müzesi’ne sahip! Eskiye dokunmak adına!

Bu zenginlik ve sosyalite ile; o dönemlerde Prag’a rakip olmuş. Tabi politik anlamda da!

Çekya’dayız. Çek Cumhuriyeti; eskinin Çekoslovakya’sı.

Orta çağ barok mimarisinin seçkin örneklerine tanıklık edeceğiz burada. Salt barok değil; gotik ve klasik tarz binalarda var kentte. Büyük bir yer değil. Aşağı ve yukarı olarak iki ayrı düzlemde değerlendirilebilir. Örneğine pek çok ülkede ve şehirde rastladığımız gibi.

Kışın, gerçekten soğuk. Eksi 15’lere kadar düşen bir ısı! Ama karlar altında resimlenince, sanki daha bir güzel oluyor Kutna Hora.  

Bembeyaz örtünün altındaki kent, sevimli yapılarla çok keyifli duruyor. Kimi meydanlarda yüksek olmayan ve değişik renklere boyanmış yapılar bembeyaz kar ile bir ikilem oluştururken; deklanşöre kuvvet dedirtiyor! İnsan çekemiyor gözünü vizörden. Fotoğraf çektikçe, kent daha bir özümseniyor?

Kutna Hora’ya, ülkemizden Prag üzerinden gidilecek.

 

Oradan da genelde günübirlik turlar ile! Ama bence kalmalı. Konaklama ve yeme içme tesisleri konusunda sorun yaşanmaz. Prag’dan çok daha ucuzdur mesela! Güzel pub’lara, küçük yerel lokantalara, buranın özel’i farklı lezzetlere hazır olun!

Sevimli sokaklarda kaybolun; acıkınca ya da bir aperatif isteyince, dalın bir pub’a ya da rest’e!

Kentin dünyaca ünlü ‘Kemik Kilisesi’ ‘Sedlec Ossuary’e bakacağız.  Ama ona gelmeden anlatacağımız çok şey var!

Bu bölgeye ‘Bohemia’ deniyor ya; işte tüm ‘Bohemia’nın en eski kilisesi burada inşa edilmiş. 1142 tarihinde. Geçmişine ilişkin net bir iz yok ama? 

Döneminde ‘Bohemia Krallığı’nın en önemli kenti. Özellikle 13. ve 16. Y.Y. arasında Kutna Hora;  tek hakim güç.

1500’lerin ortalarında maden üretiminin azalmasıyla gittikçe önemini yitirmeye başlamış. 1800’lerin sonlarında ise Kutna Hora, bambaşka biçimde yeniden yükselen kent; Avrupa da. Olası; yenilenme hareketindeki coğrafya?

14. Y.Y.’da, taşıdığı değerler nedeniyle kent surları inşa edilmiş. Ve surların azameti? koca kıtada çok ses getirmiş. Döneme yakın tarihlere ilişkin eski köy yolları, hala kullanımda ve o günleri bize yansıtıyor! Ayakta kalmış yapılarla birlikte elbette!

Kurtna Hora’da eskiyi özümserken, yeniyi yaşarız. Ama bu şahitlik, görkemli yapılaşmalarla değil, daha çok bizden gibi samimi bir yaklaşımla ortaya çıkar!

 

Et ağırlıklı mutfak, geçmişten günümüze ön plandadır ve tabi leziz şaraplar da! Soğuk coğrafyada, bu tatlar ile ısınma imkanı bulunur! Ateşin karşısında bir peynir tabağının ya da dana bonfilenin eşliğinde bir ‘Moravya’ -Morava- da denir! şarabı hayal edin. Şüphesiz lezzetin yanında; kentin, doğanın, atmosferin katkıları da etkili olur bu ‘keyf’de!

Kutna Hora için Schengen vizesi şart. Ve yerel para kullanılacak; ‘Çek Coruna’sı (CZK) !

Buralar malum, şarap cenneti olmanın yanında aynı zamanda bira merkezi. Sayısız çeşit bulunabilir. Biranın tarihine bakmak isteyenler; ‘Mikulas Dacicki Tarihi Bira Fabrikasını’ ziyaret etmeliler. Tarih deyince atlamayalım; ‘Cesky Sternberg Kalesi’de mutlak görülmeli. Zira Avrupa’nın en önemlilerinden! Neden olduğunu gidince göreceksiniz?

‘Otuz yıl savaşları’ 1618-48 kenti neredeyse bitirmiş. Keza 1700’lerde ekonominin sekteye uğraması, sosyal yaşamı da derinden etkilemiş. Kutna Hora, geçmişteki o muazzam günlerinden çok çok uzaklaşmış. Kentte göreceğiniz yalınlık, belki de o günlerin yansımasının sonucu.

Kimi sokaklarda, halk yaşamına dair çok farklı yapılara rastlanabilir. ‘Otuz yıl savaşları’ sonrasında oluşan farklı zümrelerin sahip olduğu yapılar, basitten görkemliye; bugün bile dikkat çeker! Sınıfsal ayrımın izleri…

1770 yangını, kenti büyük ölçüde etkilemiş. ‘Habsburg’ saldırıları da bir süre etkili olmuş. 1800’lerin başlarında ‘Avusturya İmparatorluğu’nun kontrolüne girmiş. 2. Dünya savaşında da Alman’ların izleri var;  doğal biçimde… Savaşın bitimi ile beraber Kutna Hora, Çekoslovakya’ya bağlanmış!

Kent; UNESCO Dünya Mirası Listesinde! Prag’a karayolu ile bir saat mesafede.

Dil sorunu yaşanabilir burada. İngilizce bilenler çok değil. Yerel rehber sayısı ise az. Ama zaten onlarda da Türkçe yoktur!

Taş evler, taş çeşmeler; doğal olarak taş işçiliği;  Kutna Hora’nın bir başka özelliği!

‘Cizvit’ler, Kutna Hora’da iz bırakmış bir tarikat.

Onların etkin olduğu zamanlardaki merkezleri, St. Barbara. Buraya detaylı bakacağız!  Ancak hemen yanı başındaki ‘Corpus Christi’ şapeline bir dikkat çekelim! ‘İsa’nın bedeni’… Bu yapı için bölgede ciddi sesler çıkmış, zira bakıma muhtaç hale gelince? esaslı bir onarımdan geçmek zorunda kalmış! Ve Avrupa’da, çok söz edilmiş bundan! İsminden olabilir mi? Peki neden böyle bir isim kondu şapele? Cevapsız!

‘Çukulata Müzesi’ ilginizi çeker mi? Buralarda ünlü! Yerel basılmış paralar ve buraya ait ‘İncil’? Etnografik zenginlikler de tabi; kentteki en önemli tarihsel değerler!

‘Vrchlice’ nehrinin üzerindeki bir platformda hayat bulan Kutna Hora’da bir ilginç yapı da; ‘Baugut’ anıtı. 1700’lerde neredeyse tüm Avrupa’yı kasıp kavuran veba salgını, burada da etkili olmuş. Altı binden fazla kişi ölmüş. Bu üzücü olayı anımsatmak için inşa edilmiş, anıt!

Ve kentin en özel hikayesine geldi sıra. Kemik kilisesi!

Yıl 1278. Bohemia Kralı 2. Ottakar, Başrahip Heinrich’i Kudüs’e gönderir. Rahip dönüşünde, bir avuç toprak getirir ve ‘Sedlec’ Kilise Mezarlığına bu toprağı serper. İnançlılar, artık buranın da ‘kutsal’ kabul edilmesi gerektiğini belirtirler. Bu söylem ile pek çok Hristiyan öldükten sonra ‘Sedlec’ Mezarlığına gömülmek ister. Bu ayrıcalıklı definler sürerken, veba salgını ölümleri de eklenince mezarlık alanı yetmez. Kimi kaynaklarda 3,5 hektara kadar büyümesinden söz edilir?

Yüzyıllar içinde oluşan, yaklaşık 40 bin kişinin iskeletinden bahsediyoruz.

Devamında farklı bilgiler var. Mezarların büyük bölümü açılır ve insan kemikleri çıkarılır.

1500’lerde bir uygulamadan geçen ‘Sedlec’ sonra yeniden yapılanıyor. 1700’lerde İtalyan asıllı mimar ‘Jan Blazej Santini’, kiliseyi yeniden tasarlarken insan kemiklerini, görsel bir malzeme olarak kullanır!

Aslında bu dehşet verici fikrin özündeki söylem ise ilginç. ‘Ölüm herkes için aynıdır’…

2. Jozef döneminde ‘Sedlec’ kapatılmış. 1870’lerde tekrar açılması sırasında, Çek sanatçı ‘Frantisek Rint’in yine insan kemikleri ile eserler yaratması, bugün bile konuşuluyor! ‘Schwarzenberg’ ailesinin geleneksel armasını ve gerçekten görkemli bir avizeyi, insan kemikleri kullanarak yapmış. Bu kiliseye, gerekli zamanı ayırın derim!

1667’ye tarihli ‘Bohemian Gallery’de sergi tutkunları aradıklarını bulacaklardır!

Peki ya ‘İtalyan Mahkemesi’? İsim sizi yanıltmasın. Kraliyet konutunun bir parçası. Madeni Para Müzesi burası.

Kral 2. Wenceslaus; özel! Döneminde, müthiş adımların atıldığı bir hükümdar. ‘Para reformunun da sahibi kendisi. 1300’lerde bölgede madeni para basma işi; Kutna Hora’da! Kralın, ‘Jihlava’dan tranferi ile oluşan Darphane; İtalyan Mahkemesi denen yer. Bu ismin de nedeni var, gidenler öğrenecek!

Birkaç özel mekan daha. Ünlü saat kulesi; fotoğrafçıların ilgisini çeker. Barok-gotik mimarisi ile ‘Virgin Mary’, ‘St. James Kilisesi’. ‘Cizvit Koleji’. ‘Sistersiyen’ tarikatının manastırı…

Ve son olarak da ‘Aziz Barbara’.

13. veya 14.Y.Y.’da yapımına başlanan kilisenin bitimine ilişkin farklı tarihler var. Kimilerine göre, 1900’lü yıllar. Neden bitimi bu kadar uzun sürdü, ya da tarih doğru mu; soru işareti. Ana çizimin şu an yükselen yapıdan iki kat daha büyük olduğu söyleniyor ki; bu ayrı bir soru işareti?  Her neyse; görkemli bu yapı kentin simgelerinden!

‘Aziz Barbara’; madencilerin koruyucusu. ‘J. Mocker’ ve ‘L. Labler’; olası esere son imza atan mimarlar. Çok özel freskler ve vitraylar ile ‘St. Barbara’; gerçekten görülesi.

Kutna Hora’yı olabildiğince detaylı anlatmaya çalıştık. Bu özel destinasyonu bence kaydedin!