Denizden başka bakılır, karadan başka…

DOLMABAHÇE SARAYI

Atamızın son nefesini verdiği yer…

Avrupa mimari yapılarının bir karışımı! Eklektik bir üslup… Ermeni mimarlar ‘Garabet Amira Balyan’ ve oğlu ‘Nigoğos Balyan’ imzasını taşıyor!

 

Ancak buraya emek harcayanların adedi daha fazla! ‘James William Smith’in katkıları var. ‘Esseyid Ali Şahin’ daha alt görevlerde, ama adı geçiyor! ‘Ohannes Serveryan’, o’da sarayın inşasında etkili! ‘Hacı Said Ağa’da…

‘Abdülmecit’, ‘Abdülaziz’, ‘5.Murat’, ‘2.Abdülhamit’, ‘5.Mehmet’ ve ‘Vahdettin’in yaşam sürdüğü bir saray!

‘Dolmabahçe Sarayı’…

110 bin m2’lik kapalı alanda yaşam; o dönemde üçe ayrılmış!

‘Haremi Humayun’, ‘Mabeyini Humayun’ ve ‘Muayede Salonu’ bu bölümler!

‘Muayede Salonu’ bir tören ve bayramlaşma yeri! Kanıtlanmasa da dünya sarayları üzerindeki en büyük salonlardan? Pek çok sarayda ya da benzeri yapılarda görülmeyen tavan ve duvar resimleri burada görülebilir! ‘Muayede Salonu’, bunun en önemli göstergesi!

Mesela Avusturya’da, Viyana’da bazı saraylarda yaşadığımız bu olgu; ‘Dolmabahçe’de de yaratılmış?

Burada ziyaretçiler çok az sarayda var olan; bir azameti görecek!

56 sütunun üzerinde var olan bir yapı, ‘Muayede Salonu’! Gerçekten görkemli…

Ve burada tüm salonu bugün bile süsleyen, aydınlatan bir eser var ki; dikkate değer! Hatta tüm dünyanın da ilgisini buraya çekecek düzeyde!

‘Dolmabahçe Sarayı’nda, İngiliz yapımı 4,5 tonluk kristal avize, ‘Muayede Salonu’nda çevreyi aydınlatmayı sürdürüyor!

İstanbul Boğazına 600 m. cepheli ‘Dolmabahçe Sarayı’nın, yaklaşık 5 milyon altına inşa edildiği görüşü var?

Osmanlı’da ‘Abdülmecit’ döneminde başlayan inşa süreci, 1843 ile 1856 arasında sürmüş! Padişah; yaptırdığı mekanda beş yıl kadar yaşamış!

Kabataş’tan Beşiktaş’a uzanan yaklaşık 250 bin m2’lik bu alan, geçmişte Osmanlı donanmasına ait gemilerin demirlediği bir liman. Zaman içinde alüvyonlarla dolan koy, sonrasında yapılaşmaya açılmış. Devamında padişahların eğlenceleri için düzenlenen aktivitelere sahne olmuş!

‘Dolmabahçe Sarayı’ mimarisine, büyük ve orta yapı üzerine konumlanan iki kanat bloğu hakimdir! Yapıda Fransız ‘barok’ mimarisi, Alman ‘rokoko’ ve İngiliz ‘Neo klasisizmi’ etkin. Ancak İtalyan stili ‘rönesans’ izlerinin karışık kullanımı da enteresan?

 

Burası Ulu Önder Atatürk ile var aslında! Mustafa Kemal Paşa, Cumhuriyet ile beraber İstanbul ziyaretlerinde burada kalmış.

Devamında Atatürk döneminde İran Şahı ‘Pehlevi’nin, Irak Kralı ‘Faysal’ın, Afgan Kralı ‘Amanullah’ın, İngiltere Kralı ‘8. Edward’ın, Yugoslavya Kralı ‘Alexandr’ın ağırlandığı yer!

Müze anlamında günümüzde; girişte ‘Abdülhamit’ döneminde eklenen saat kulesi karşılıyor sizi. Anılan alana girince sağlı sollu farklı binalar sizi karşılayacak.

1984’de tadilatlar neticesinde tekrar müzeye dönüştürülen bir yapı Dolmabahçe Sarayı.

Burası gerçekten devasa bir envanterin ev sahibi. 580 civarı şamdan var; büyük bölümü gümüş! 600’den fazla tablo, neredeyse tamamı ustaların fırçalarından çıkan eserler!

Bitmedi…

280 civarı vazo süslüyor salonları, değişik büyüklüklerde!

Bu muhteşem müzeyi ziyaret edecekler elbette Ulu Önderimizin çalıştığı ve vefat ettiği odaları ziyaret edecekler. Vefat odası 71 numaralı. Hemen yanındaki 69 nolu oda, ulu önderin çalışma odası… İlginçtir bu odalar Harem bölümünde sarayda! Yani belli bir sırada gezeceğiniz blokların en sonlarına doğru!

Atatürk, son dönemlerinde hareket güçlüğü çekmeye başlayınca ‘Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan bir asansör var! Onu istediği yere taşımak adına. Şu an da kısmen faal.

Bu sarayda kalorifer sistemi ve elektrik oluşumu 1910 sonrası ‘Sultan Mehmet Reşat’ döneminde uygulanmış.

285 oda ve 43 salon ile burayı ziyaret edecekler biraz fazla efor sarf edecek! Alan büyük. Hem içeride hem dışarda!

‘Mavi Salon’ ve ‘Pembe Salon’, bu Sarayın özelleri! Renkleri ile ilgi çekmişler yıllarca!

‘Süfera Salonu’, elçilerin kabul edildiği bir makam olarak gündemde! Farklı örneklerle bezenmiş bu tip salon biçimlerini, kısmen yurtdışında da görmekteyiz!

‘Dolmabahçe Sarayı’nın bahçesinde yaşanan bir başka sihir ‘Güneş saati’!

Arkeoloji ile ilgilenenler bilir pek çok antik kentte rastlanan bir olgu. Güneşin gün / saat diliminde belli bir platforma gölge düşme özelliği ile zamanın tespiti!

Burada, önceki kısmi yapılar yıktırılınca, sarayın inşası için hesapta olmayan bir temel tabakası gündeme gelmiş. Elbette usta mimarlar da bundan yararlanmış. Dolmabahçe Sarayının bir bölümü, bu temeller üzerindeki eski yapılar üzerinde yükseliyor!

Deniz tarafında rıhtım, buradan tekne ile gelecekler için dizayn edilmiş! Belli aralıklarla beş deniz kapısından söz ediyor?

Kara tarafında iki ana kapının dışında ‘Koltuk’, ‘Kuşluk’, ‘Valide’ ve ‘Harem’ Kapıları da var!

Osmanlı’nın yıkılma dönemleri… Ve bu sarayda beş binden fazla kişinin istihdamı söz konusu?

 

İşte bu dönemlerde ‘Sırp Kralı Petro’, ‘Veliaht Prens Max’, ‘Avusturya İmparatoru Karl’ ve İmparatoriçe ‘Zita’ ağırlanmış?

Dolmabahçe Sarayı ile ilgili hikayeler bitmiyor!

‘Halife Merdivenleri’ son derece görkemli!

Harem’e giriş platformu gerçekten sıra dışı? Mimarlar burada farklı bir yapıyı oluşturmak adına ciddi çaba sarf etmişler!

Bu sarayda, Osmanlı banyo düzenini de etraflıca göreceksiniz! Sultanların ve annelerinin buna ilişkin mekanları gözler önünde!

Günümüzde ‘Dolmabahçe Sarayı’; müze olarak ‘’Selamlık’, ‘Harem’, ‘Camlı Köşk’ ve devamında ‘Resim Müzesi’, ‘Bahçe vezir odaları’, ‘Merdivenler’, ‘Elçi ve tercüman odaları’, ‘Zülvecheyn’, ‘Kütüphane’, ‘Mavi Salon’, ‘Pembe Salon’, ‘Muayede Salonu’ ve ‘Kabul Odası’ ile şekillenir…

1924’ de boşaltılıp yaklaşık 3 yıl atıl durumda tutulan bir yerleşke. Osmanlı’nın yıkılma dönemleri ile genç Cumhuriyetin kurulma yılları!

‘Dolmabahçe Sarayı’; dedik ya, envanterleri le ünlü! 36 adet avize dışında ayaklı şamdanlar ile aydınlatmaya özen gösterilmiş!

Isıtma üniteleri de çok başka burada!

Dahası merdiven trabzanlarında kristal kaplamaları görüyoruz… Bitmedi, kimi ayna çerçeveleri de kristal… Kristal merdivenler söylemi bundan!

Müze ziyaretçilerini bekleyen şatafat bunlarla da sınırlı değil!

4 bin 500 yüz m2lik bir ahşap zemin üzerinde yer alan 140’dan fazla halı ve seccade yer alıyor! Büyük bölümü meşhur ‘Hereke’ halıları!

Ana bahçe girişi ile beraber zaten yönlendirileceğiniz iki hatta üç farklı mekana girişiniz söz konusu olacak!

Görevliler son derece bilgili ve yardımsever. Bu anlamda ziyarette bir sorun yaşanmaz!

Sarayın kimi yerleri zaman içinde tadilat, yenileme çalışmalarına tabi tutuluyor, o’da sizin anlayışınıza kalıyor?

Bu sarayı daha doğrusu bu müzeyi tam anlamı ile gezmek özümsemek anlamında yarım gününüzü ayırmalısınız. Dikkat hafta sonları inanılmaz kuyruklar oluşuyor! Ve belli sayıda ziyaretçi bu mutlu sonla buluşuyor?

İlk bahçede su ve benzeri ihtiyaçlarınızı karşılayacak tek bir nokta var!

Ayrıca ‘Dolmabahçe Sarayı’ ziyaretçileri ana girişin dışında, Beşiktaş istikametindeki diğer girişi de kullanabilirler!

İnanılmaz ihtişam ile vücud bulan bir saray! Dolmabahçe Saray!

İmparatorluğun yıkılma süreci olsa da hiç bir masraftan kaçınılmadan yapılmış! Elbette borçla!