Romanya’nın Karadeniz’e açılan kapısı…

KÖSTENCE

Uçsuz bucaksız plajları, farklı gastronomisi ve özel tarihi ile turizmin de merkezi!
Romanya’nın denizle en önemli bağlantısı burada! Çok özel bir liman!

Ülke ticaretinde etkili olduğu kadar, kıta Avrupasında da önemli! Köstence…

10.Y.Y.’dan itibaren bu liman sayesinde gittikçe önem kazanmaya başlayan yerleşim, 13.Y.Y.’da deniz taşımacılığında zirvede! Doğal olarak bugün ‘Eski Köstence’ olarak adlandırılan, kentin ilk yerleşim alanı, limanın hemen yukarısında kurulmuş.

Köstence, zaman içinde arkalara ve yukarılara doğru büyümüş. Günümüzde 500 bini aşkın nüfusu ile Romanya’nın 3. büyük kenti. Ülke içinde en pahalı kentler sıralamasında da, ‘Brasov’ ile başı çekiyor!

Uluslararası üne sahip çok sayıda otele, leziz mutfakları ile dikkat çeken lokantalara sahip.

Romenler’de tıpkı İtalyanlar gibi gece dışarıda olmayı sever. O nedenle lokantalar genelde doludur. hafta sonları rezerv olmadan gidilmez.

Romen mutfağı genelde et’e dayalıdır. Ancak burası Karadeniz kıyısı olduğundan balıkta revaçta! Hatta sadece deniz ürünleri ile müşteri ağırlayan lokantalar var…

Bir diğer olasılık da; nehir ürünleri. ‘Tuna’nın çok yakın olması, nehir canlılarının da mutfaklarda yer almasını sağlamış. Tatlı su balıkları da, mönülerde yerini almış!

Patates ve lahana ise, vazgeçilmez garnitürler; tüm seçeneklerde…

Akdeniz iklimine benzeyen havası ile Köstence, özellikle yaz aylarında yerli turist ile kaynıyor. Tüm plajlar dolu. Özellikle de Mamaia! Kent merkezine yaklaşık 3 km. mesafedeki turist cenneti; sıra sıra plajları ile ünlü. Uçsuz bucaksız kumsallar, yaz aylarında binlerce kişiyi ağırlıyor. Geceleri ise deyim yerindeyse eğlencenin dibine vuruluyor. Çok sayıda gece klubünü dolduranlar, eğlencede zirveyi zorluyor.

Kimi festivallerinde düzenlendiği bir yer; bu kumsallar… En özeli, ‘Rock Festivali’. Her yaz düzenlenen etkinlikte, gençler kendinden geçiyor.

Yanı sıra kentte resitaller, kitap günleri, tiyatro etkinlikleri de gündemde. Sanat galerilerinde, ünlü ressamların tabloları da sizi bekliyor. Aslında Köstence sadece yazın değil,  kışın da yaşıyor!

Kent içinde düzenli bir toplu taşıma ağı var.

Taxi bulmak zaten çok sorun olmaz. Elbette araç da kiralanabilir. Köstence ana tren garı, ülkenin pek çok noktasına yolcu taşır; dikkatinize!

Romanya’da hemen her yerde olduğu gibi dilencilere, yankesicilere dikkat etmek gerek, burada da!

Ülkede para birimi ‘Ley’. Ama euro’da, dolar’da geçer! Para bozdururken de dikkatli olmalı!
Türkiye’den gidecekler için karayolu daha rahat sanki? Uçak hem pahalı hem de düzenli seferler sınırlı! Kimi zaman aktarma da tercih edilebilir, ama?
İstanbul Köstence arası direkt uçuş ile 45 dakika.

Kentten Bükreş’e uçak ile ulaşım 35 dakika…

Karışık bir nüfusa sahip olan ülkede; Kent de aynı ölçüde karışık! Sırp’lar, Bulgar’lar, Arnavut’lar yaşar, yerli halkla beraber!  Çingene nüfusu ise; önemli! Ve tabi ki Türk’ler.

Ülkede ‘Romence’ konuşulur. Ancak ‘İngilizce’, yeni nesilde yerini almış. Köstence’de de durum aynı! Kimi yerlerde ise ‘Türkçeyle’ bile anlaşılır! Bunun nedeni elbette bölgenin uzun yıllar Osmanlı egemenliğinde kalması. Yaklaşık 400 yıl kadar süren bu hakimiyetten geriye,  görülebilecek pek bir şey kalmasa da; şu an azınlık olarak yaşayan Türklerin temelleri, o zamanlara ait.

1800’lerin ortalarına tarihlenen ‘Hünkar Cami’, 1910’a tarihli ‘Mahmudiye Cami’ örnek olabilir belki?

Ama asıl ilginç nokta başka; mimariye ilişkin!

Köstence’nin, belki de ülkenin ilk betonarme binalarından birisinde ‘Osmanlı’ izi var!

Yıkılmış ‘Osmanlı’ köprüsünün taşları, 1800’lerde kent de bir binanın temel taşları olarak kullanılmış! Sonrasında yenilemeler var tabi. Bina hala ayakta ama! E doğal olarak, Osmanlı izleri de yaşamakta orada!

Köstence’nin bilinen tarihine ilişkin olarak, İ.Ö. 4. ya da 3. Y.Y.’lara gitmek gerekiyor! Kim kaynaklara göre çok daha eskiye! Sözü edilen zaman diliminde, ‘Yunan’ kolonilerinin burada yerleşimi kesin. İ.Ö. 2. ve 1.Y.Y.’lara ilişkin ise, Romen’lerin yaşadıkları bilgisi var. 

Roma İmparatorluğu’nun bölgedeki hakimiyeti ile, yerleşime ilişkin pek çok şey değişmiş. Kentte, Roma döneminden kalanlar az da olsa görülebilir. Su kemerleri, hamam kalıntıları gibi.

‘Ulusal Tarih ve Arkeoloji Müzesi’ geçmişe ilgi duyanları cezbeder!

Yerleşime ilişkin binlerce buluntunun sergilendiği müzede, ‘Helenistik’ dönem ve sonrasına ilişkin, ‘Roma İmparatorluğu’ ve ‘Romen’lerin yaşamı ile ilgili de eserleri görmek mümkün.

Müzenin en özeli, İ.S. 2.Y.Y.’ ait olduğu düşünülen ‘Glykon Yılanı’ heykeli. Yılan gövdesinde koyun kafası, insan saçları ve kulakları var! Ve bir aslan kuyruğu tamamlıyor! Özel…

Bu müzenin hemen yanında Roma dönemine ait güzel bir mozaik yapısı da ziyaret edilebilir. Bizans döneminde yenilendiği düşünülen alan; yaklaşık iki dönüm.

Kral 1. Carol, ‘Köstence’yi ülkenin kalbi olarak yorumlamış!

Haklıda… Tarih, turizm, gastronomi her şey var burada.

Bölge, üzüm bağları ve şarapçılıkta da çok ileride.

Bulunan kimi amfora parçalarının ‘Helenistik’ döneme tarihlendiği Köstence’de, şarap üretimi yüzyıllar öncesine dayanıyor. ‘Murfatlar’ cinsi üzüm bu bölgeye has ve yetişen üzümler özel. Ekşi, yarı tatlı ve tatlı şaraplar üretiliyor. ‘Dulce’, ‘demi dulce’ gibi adlandırılıyor. Şarapçılık, bölgenin önemli gelir kaynaklarından.

Şarap fabrikalarına düzenlenen geziler ve sektörel objelerin sergilendiği ‘Şarap Müzesi’de, sizleri bekler.

Birinci Dünya savaşında ‘Almanlar’ ve ‘Bulgarlar’ tarafından tamamen tahrip edilen Köstence, savaşın bitimi ile beraber özellikle limanı ile tekrar önem kazanmaya başlamış…

‘Piata Ovidiu’… ‘Ovidius’ meydanı özeldir Köstence’de.

Hikayesi de ilginç. ‘Publius Ovidius Naso’, ‘Agustos’ döneminde Roma’nın en önemli şairlerinden. Yazmaması gereken dizelere imza atınca İmparator tarafından sürgün edilmiş. Nereye? ‘Constanta’ya,  yani buraya. Eserlerine burada devam etmiş, burada da ölmüş. Kent, ünlü şairi kucaklamış. Bu meydana adı verilmiş ama Köstence’deki izi salt bu kadar değil. Üniversite var, ünlü şairin adını taşıyan! Bir yerleşime de adı verilmiş. Meydandaki 1800’lere tarihli heykeli gerçekten etkileyici!

Almanya’da doğup Köstence’nin kuzeyinde Karadeniz’e dökülen ‘Tuna’ nehri, kıta Avrupasında özeldir. Kentin yakınında olan kollarında tekne turları kimi zaman söz konusu.

Köstence’nin bir diğer değeri de, ‘Ceneviz deniz feneri’. 1200’lü yıllara tarihlenen yapı, 1800’lerde yenilenmiş. 53 basamaklı, yaklaşık 20 m. yükseltide! 2020’de tekrar çakmaya başlamış; ciddi bir onarımdan sonra! 

Tam olarak 107 yıl susmuş ama! Artık denizcilere yüzyıllar öncesindeki gibi seyir güvenliği anlamında hizmet veriyor!

Bölgede uzun yıllar hakim olan komünizmin izleri hala görülür Köstence’de.

Büyük binalar, geniş caddeler gibi. Eskiden kimileri çok bakımsızdı. AB sürecindeki kazanımlarla pek çok yer yenilendi. Eski rejimin izleri kısmen de olsa silinmeye başlandı.

Dedik ya, Köstence bir tarih kenti. Bunu kanıtlayacak bir başka yerde,  ‘Halk Sanatları Müzesi’. 16 bini aşkın etnografik eser, sizi 18 ve 19. Y.Y.’larda bu topraklardaki yaşama götürür!

1960’larda kurulan 8 bine yakın eserin sergilendiği ‘Sanat Müzesi’nde ise; resimler, heykeller, seramikler bekliyor ziyaretçileri…

Köstence, tabi ki bir tatil kenti de. Doğal olarak da yaz akla geliyor. Plaj, deniz, kum, eğlence… Ama burası, kışında turist çeken bir yerleşim.

Sağlık turizmi, kentin önemli kazanımlarından. Merkeze yaklaşık 25 km. uzaklıktaki ‘Mangalia’, sıcak su tedavisi için ideal. Kaplıcaların geçmişi, yıllar öncesine dayanıyor. Dahası; bu bölge tarihsel anlamda da önemli. Yüz yıllara tarihlenen kaya mezarları ve diğer buluntular görülebilir. ‘Pangalia’, Roma dilinde ‘En güzel’ demekmiş. İsmi oradan geliyor. En güzel mi bilmem? Ama oldukça güzel!

Yine ana merkeze çok uzak olmayan ‘Eforie’ ise, çamur banyoları ile ünlü.

Kısaca, Köstence sağlıkta önemli bir kent.

Casino kavramı, tüm Romanya’da olduğu gibi burada da ön planda. Eskiler ‘bir kumar cenneti’ derdi. ‘Daniel Renard’ sonrasında ‘Petre Antonescu’, art neu tarzında bir şaheser yaratmışlar yıllar önce; Casino! Limana yakın denize sıfır yapı, görkemli.  Yıllar sonra çevreye de ‘Anghel Saligny’nin dokunuşları var! Burası, revülere, showlara, tiyatro oyunlarına ev sahipliği yapmış; kumar da oynanmış tabi!

Bir dönem çok ünlenen ‘Casa cu lei’de  ‘Aslan Evi’ görülebilir. Dört sütunlu 19.Y.Y.’a tarihli yapı, heykelleri ile ünlü.

13.Y.Y. tarihli Ceneviz kalesi ‘Hercules’ ile, en az onun kadar eski ‘Enisala’ köyü de ilginizi çekebilir. Eğer 100 km. kadar direksiyon sallamayı göze alırsanız?

Farklı tercihleri olan pek çok turiste hitap edecek özelliklere sahip bir kent; Köstence! Rotanızda olmalı!