BU ADA GERÇEKTEN FARKLI; NISYROS

Santorini’de yeterince ‘volkanik ada’  tarzı bir süreç yaşamıştım. Nisyros’u bu kadar ada seyahatimde sonlara bırakmam,  belki de bu yüzden?

Ama yanılmışım; tekrar gidilir! Ada etkiledi beni. Gerçi; en küçüğünden, en büyüğüne gittiğim hangi Yunan adası etkilemedi ki? Nysoro adı İtalyanlardan geliyor, bugünkü isim 1928’de kabul edilmiş.

Nisyros gerçekten farklı. Canlı bir volkanı, üstelik kesif bir kükürt kokusuyla, sıcaklığıyla ilk kez yaşadım. Elbette iyi yemekler yedim, daracık rengarenk sokaklarında sayısız fotoğraf çektim, mavi enginliğinde kayboldum ve tabi bolca anı biriktirdim.

Ada 41 km2, 8 km çapında.  Yaklaşık bin kişilik sabit nüfus, yazın elbette fazlasıyla artıyor. Kos ve Tilos adaları arasında konumlanmış… Genel ihtiyaçlar Kos adasından sağlanıyor. Günübirlik buradan ‘volkan’ turuna gelenler, ana liman Mandraki’yi ve devamında adayı hareketlendirirken, ada halkına da ciddi bir gelir sağlıyor. 

Ülkemizden, özel yatlarla gidenler dışında;  Nisyros’a ulaşım hemen Bodrum’un karşısındaki Kos’dan gemi ve feribotlarla mümkün. Homeros’un İlyada’sında adı geçen Nisyros, meşhur ‘on iki Ada’dan biri… Ve tam ortalarında!

Ada volkanik bir hattın üzerinde. 1422’de gerçekleşen infilakta dev bir krater oluşmuş. Stefanos  krateri 300 m. genişlikte ve 25 m. derinlikte. Ve hala aktif! 24.000 yıl öncesinden izler taşıyan Stefanos’da oluşan beş lav tepesinden biri;  Avrupa’nın en büyüğü! Bu yapısıyla Kızılada anlamına gelen Porphiris adıyla da anılıyor. Her yıl binlerce turistin yanısıra pek çok bilim insanı volkanı izlemeye ve ölçüm yapmaya geliyor. Her şeyden önemlisi yıllar içinde aktif volkanın tekrar patlaması gündemde! Ancak net bir zaman verilemiyor. Sıvı yoğunluğu, sıcaklık ve aktif kokunun arttığı zamanlar dikkatle inceleniyor. Bu tip bir durumda,  adanın hızla boşaltılması için çok ciddi planlar organize edilmiş. Ada halkı da bu sorunla yaşamaya alışmış durumda. E, şaka değil önceki patlamalarda bugünkü ölçümle küller,  100 km uzaklığa ulaşmış!

Biz Türkler’ İncirli’ adını uygun bulmuşuz buraya. Şu anda bize ait pek bir iz yok! Etrafta incir göremesek de; ada belli oranda yeşil bitki örtüsü ve ağaç barındırıyor. Zeytin, badem, fındık ön planda. Kısaca tarihine bakmak gerekirse; 1312’de Rodos şövalyelerinin sonrasında, 1522’de Osmanlılar’ın  hakimiyetine geçiyor. 1821’e dek bu hakimiyet sürüyor!  Nisyros;  1912’de İtalya tarafından işgal ediliyor. 2.Dünya savaşı sonrasında da Yunanistan’a bırakılıyor.

Gelelim mutfağa… Biz gezginlerin, kaptanların ‘olmazsa olmazı’… Çok keyifli beyaz ve kırmızı şaraplar eşliğinde Yunan mutfağının vazgeçilmezleri;  dolmades, saganaki, kalamari sanki burada daha bir leziz!… Fiyatlar da oldukça makul. Ada’da restaurant ve barlar ana liman Mandraki’ye yürüme mesafesinde. Siz siz olun benim hep yaptığım gibi ara sokaklara dalın! Bir anda ev yemekleri yapan küçücük bir lokanta ya da çok şık bir sanat atölyesi ile karşılaşabilirsiniz. Ayrıca; rengarenk evler, müthiş balkonlar, harika çiçekler, tertemiz kaldırımlar… Fotoğraf çekmeye doyamayacaksınız!

Ada’da gece hayatı pek yok. Ama genç bir nüfus da var. Biz yaştakiler iyi manzara, iyi yemek, iyi sohbet peşinde! Yerel peynirler (Kopanisti gibi) ve yerel badem likörü de (Soumada marka) denenebilir.

Denize girmek ada merkezinden çok olası değil. Küçük bir plaj var ama yetersiz. Doğudaki Paloi bir seçenek olabilir, ancak araç gerekli. Burada volkanik kum kaplı plajlar ve iyi tavernalar var. Tekne ile yakındaki Gyali ve Agios Antonios adalarına da gidilebilir. Hemen yakındaki Loutra’da ise bir kaplıca mevcut. Buranın ilginç bir de hikayesi var. 1900’lerin başında İstanbul’da yaşayan varlıklı bir kişi ciddi bir deri hastalığına yakalanıyor. Tedavisi mümkün olmayan bu hasta, kendisi gibi yabancı uyruklu bir doktorla tanışınca adeta yeniden doğuyor! Doktor, Loutra’daki bu kaplıca sularının hastalığı tedavi edebileceğini söylüyor. Hasta buraya gelip bir süre sonra tamamen iyileşiyor. Sonrasında bu minnet duygusuyla çok şık bir hastane kuruyor. Günümüzde de faal olan hastanede, alternatif tıp geniş biçimiyle uygulanmakta.

Ana limanın üzerinde 2.600 yıl öncesine kadar uzanan tarihi ile Akropolisi Palaiokastro mutlak görülmeli! Ayrıca ilginç bir kütüphane, müze ve katedral de mevcut.

Ve elbette Nikia… Düzenli bahçeleri, nefis boyama örnekleri sergileyen evleri ile bu köy gerçekten muhteşem. Fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekecek bir başka yer;  Emporeio…

 

Son olarak; kendi yatı ya da kiraladığı bir tekne ile Nisyros’a gidecekler için tavsiye… Tüm Ege de olduğu gibi ‘ Meltem’ burada da sert! Paloi’nin doğusundaki kumsalları daha çok etkiliyor!

Nisyros’ u görün doyasıya yaşayın… Hoşçakalın…