Genel manada Hz. İbrahim, Hz. Şuayıp ve Hz. Eyüp ile anılır, ondan dolayı da Peygamberler şehri denir. Ama daha da eskisi var ilk insan Hz. Adem’in rivayet bu ya dünyaya indiği yer, Harran; Urfa’da…
Urfa son derece özel!
Çarpıcı bir kent. Burayı gezmek için zaman tanımak lazım, detaylar büyük. Mesafeler de! Enfes bir geziye geçmeden önce buraya nasıl ulaşılır? Gap havalimanına büyük kentlerimizden direkt uçuşlar var!
Havalimanı ile merkez arasında doğrudan ulaşım söz konusu. Merkez ile liman arası yaklaşık 40 dakika. Ayrıca kent içinde otobüs, minibüs seferleri var, taxi bulmak da olası…
Bakın pek çok yerde derim ya; takipçilerim bilir bir kenti yürüyerek yaşayarak gezin! İşte bu saptamam Urfa için geçerli değil. Çünkü o denli uzak yerlerde efsane değerler var ki; hepsi görülesi. Ancak mesafeler uzun. Bırakın yürümeyi, araçla bile meşakkatli. Her şeye rağmen buralar kesinlikle görülmeli!
Urfa’yı tam anlamıyla keşfetmek için en az dört günlük bir gezi programı yapmak lazım. Tahmin edileceği gibi yazları çok sıcak, ideal zaman sonbahardır!
Merkezden başlamak gerekirse önce Hz. İbrahim’i anlatacağız. Kentin hemen üzerinde Urfa kalesi var! Şu anki kalıntıların tarihi I.O.9. Y.Y. Roma ve Bizans etkisi. Var olan iki sütunda bu dönemlerle ilişkili! Ancak geleneksel inanç farklı tarihler söyler!
Bu sütunların özelinde bir mancınık sistemi varmış. Su anki görünüm 800 yıllarına ait ancak bu hikaye çok daha eski!
Kendisi ile ters düşen Kral Nemrut buradan attırmış Hz. İbrahim’i ateşlere. Rivayete göre İbrahim ateşlere düşünce ateş göle, odunlarda balığa dönüşmüş. İşte Balıklı Gölün hikayesi. Buna dayanamayan Nemrut’un kızı Zeliha da atmış kendini ateşlere Onun da gözyaşları bir göle dönüşmüş. Aynzeliha gölü hemen balıklı gölün devamında!
Bu bölge kutsal, hemen yine gölün kıyısında Hz. İbrahim’in doğup yaşadığı ‘7 yaşına dek deniyor’ bir yer var. Eski inanca göre bir mağara ama şu an caminin dibi. Hangi cami; Halil ür- rahman camii. Eyyubiler dönemine tarihlenir.
Biraz mutfağa bakalım sonra geziye devam. Tahmin edileceği üzere et ağırlıklı. Başta ciğer elbette.
Çiğ köfte vazgeçilmez buralarda. Ağzı açık, Urfa’nın özeli; açık hamurun üzerinde kıymalı harç ile servis ediliyor! Patlıcan ve köfte tabi ki vazgeçilmez. Tepsi kebabı deniyor. Bostana salatası ve adı kötü ama tadı fena değil şıllık kebabı. Tabi ki lahmacun ve Urfa kebabı…
Tüm bu lezzetleri tadacağınız yer sıra geceleri, üstelik müzikle. Geleneksel müzikler çalınır söylenir. İnsanlar da yer sofrasında buna eşlik eder ve lezzetleri tadar!
Birecik barajının su tutması ile yok olan bir güzellik; Halfeti… O da burada.
Su içindeki minare kartpostallık. Fırat’ın efsane sularında seyir yaparak gelinir buraya! Pek çok filme, diziye set olmuş. Hem burada hem de çıkış limanında birkaç güzel lokanta var! Seyirde Halfeti’ye giderken en özel yapı sol tarafınızda üstte kalacak. Rum kale. Hemen onu geçince yine sol tarafta pek çok teknenin demirlediği küçük bir liman daha var. Buradan da çıkılıyor seyre!
Ve sonrasında sancakta yani sağ tarafınızda Halfeti köyü görülecek. Kıyıda dinlenme tesisleri var ama özellikle yazları açık.
Bölge tarihinin I.O. 895’ere dek uzandığı bilgisi var. Ve dünyada siyah gülün yetiştiği tek yer! Karagül dizisi burada çekilmiş; ondan dolayı!
Urfa’nın biraz çarşılarına bakalım. İnanılmaz keyifler… Gümrük Han, Bedesten, Bakıcılar Çarşısı. Aslında bunlar iç içe geçmiş çarşılar. Gümrük Han biraz farklı ama, Balıklı göl manzarası ile mırra içilir burada. Bölgeye has acı kahve diyelim!
Diğer taraftan alınacak hediyelikler Bedesten de ve Sipahi Pazarında. Halılar, kilimler, yöreye has baharatlar, buranın özeli fıstık, nar suyu pekmezi, Urfa peyniri ve tabi bakır objeler… Burası bir bakır cenneti, hala sayısız usta dükkan açar her gün!
Vee Harran… Bu eşsiz coğrafyanın efsane parçası.
Hz. Adem’in rivayet bu ya elma hikayesi bilinir. Oradan kovulup dünya ile ilk buluştuğu yer olarak anılır Harran. Ancak buranın çok başka özellikleri var. Anadolu da ilk kurulan üniversite burada! Sayısız alim yetişmiş buradan. Pek çoğunun paylaştığı bilgiler bugün dahi geçerli ve teknolojinin günümüzde bu seviyede olmasında büyük faktör!
Meşhur kale ile üniversite iç içe. Kazılar devam ediyor. Buradan çıkacak çok ilginç buluntu ve bilgiler var; bu kesin!
Ne mi yansıtır Harran’ı günümüzde; konik evler. Mutlak görülmeli. Birkaç tane kalmış turizm amaçlı kullanılıyor. Hediyelikler satılıyor. Oysa bu evlerde doğanlar var, hala da yaşayanlar da! Çok ilginç bir mimari. Bunun bir benzerini İtalya’da görürüz, Alberobello kasabasında. Zaten kardeş şehirler!
Harran ile ilgili olarak bir Şuayıp peygamber gerçeği var. Yer altı mağaralarında çok enteresan izler var. O’nun da hayatının bir bölümünü bu mağaralarda geçirdiği rivayet!
Soğmatar… Zaten sitede kayıtlı ve tüm bilgiler var! Burada uzun uzun söz etmeyeceğim. Mutlaka görün Urfa ziyaretçileri! Dış dünya ile bağlantıların izleri burada! Ay tanrısı mesela…
Gelelim bölgenin bir başka özeli. Dünyaca ünlü; Göbeklitepe… Hemen çok yakınında ondan da eski Karahantepe! 12 bin yıldan fazla değerlerden söz ediyoruz! İnsanlığın başlangıcının, tabi ki bildiğimiz bulgularla ilk oluşumları… Unesco dünya mirası listesindeler; merkezden de yaklaşık 20 km. uzaklıktalar! Birlikte yaşama kültürü olmayan bunca insan neden bir araya geldi bir tapınma merkezi oluşturdu sonra bunları toprak altında bırakarak yok oldu? Gerçekten cevaplanması gereken çok soru var.
Ve kentin en önemli özelliklerinden biri Arkeoloji Müzesi… Dünyada sayılı. Barındırdığı eserler ile… 1970’lere gelinirken vücut bulmaya başlamış. Zaman içinde ise hızla büyümüş ve gelişmiş! Şu an neredeyse dünyada bir marka. Paleolotik, Tunç ve Demir dönemlerine ilişkin eserler tarifsiz! Sıkı durun dünyanın bilinen en eski insan heykeli de burada…
19.Y.Y.’a tarihli Germüş Ermeni Kilisesi mutlak ziyaret edilmeli. Bunun dışında Nuhut Kilisesi de rotanızda olsun.
Burada Deyri Yakup Manastırı’na parmak basalım. Yakubiye köyü. Kral Nemrut’un da köyü burası.
Camiye dönüştürülen çok yer gördük. Ama bu ilginç gerçekten. Bir pagan tapınağı iken Yahudilikle beraber havraya, Hristiyanlıkla beraber kiliseye, Osmanlı da ise camiye dönüştürülen yapı Mevlid-i Halil…
Diğer yandan yine kiliseden dönüştürülen Selahattin Eyyubi Camii. Keza Mevlevihane, Rızvaniye ve Ulu cami.
Bunun dışında, Kızılkoyun nekropolünde kaya mezarları, Kelosk harabeleri, Hz. Yakup kuyusu… Daha anlatılacak çok şey var!
Son olarak Hz.Eyüp’ün sabır mekanı ve camisi. Yine merkeze döndük! İnanılmaz bir hastalıkla vücudunun tamamı yaralarla kaplıyken bile tanrıya olan sadakatini hiç yitirmemiş.
Bu çile, mucize eseri sonlanmış yıllar sonra. İşte bu çilekeşin çile mekanı ve sonradan yapılan camisi de Urfa’da…
Urfa ile ilgili anlatılacaklar kitaplara sığmaz. Biz kısaca bir özet yapıp, olası Urfa ziyaretçilerine yardımcı olmaya çalıştık.
Zamanınız varsa tüm bu bilgiler ile Urfa’yı mutlaka görün…