Nysa’dan Alabanda’ya; Magnesia’dan Tralleis’e;

AYDIN ARKEOLOJİ MÜZESİ

Ege’nin en özel antik kentlerinin buluntuları, burada!

1959’da Zafer İlkokulunun bir sınıfında kurulan müze bu. Tabi dönem itibarı ile elde edilenler çok az, ancak bir sınıfı doldurabiliyor. Günümüzde ise yaklaşık 16 bin m2’lik bir alanda efsane eserleri ile ziyaretçilerini karşılayan muhteşem bir yapı! Aydın Arkeoloji Müzesi.

1969’da memurluk olarak hizmet etmeye başlayan oluşum, o tarihten sonra Müze Md. olmuş.

1973 sonrası ise, yeni binaya geçilmiş ve sahip olunan koleksiyonlar hızla artmaya başlamış. Zamanla çevrede yapılan antik kent kazılarının çoğalması, elbette buluntuların adedini de fazlasıyla yükseltmiş.

Çok eskiden Müze ile ilişkili ilk düşüncenin, 1800’lü yıllarda Aydın Valisi İsmail Hakkı bey’den kaynaklandığı düşünülür. Bu da Aydın Arkeoloji Müzesinin nasıl sağlam temellere oturduğunun bir kanıtı!

Aydın- Denizli Karayoluna yakın müze, günümüzde son derece önemli.

İnanılmaz eserlere ev sahipliği yaparken, her yıl yerli ve yabancı tarih sever ve müze severlerin yoğun ilgisi ile karşı karşıya kalıyor.

Hemen girişte ‘Tralleis’li ‘Serkilios’un sağlığında kendisi için yaptırdığı mezar taşına yazılı 2 bin yıllık dünyanın en eski şiirlerinden biri yer alır! Okumadan geçmeyin! Salt bu husus bile müzenin olağanüstü önemine dikkat çekmeye yeter.

Ama bu bir şey değil. İnanılmaz eserlere sahip Aydın Arkeoloji Müzesi. Son derece modern bir binada ve uluslararası müzecilik geleneklerine ve estetiğine uygun biçimde bir sergileme tavrı var.

Müze genel manada 3 bölümden oluşuyor. Arkeolojik ögeler, Sikkeler bölümü ve Etnografik eserler ile tüm alan paylaşılmış!

Ege coğrafyasında Aydın ve çevresi, antik kentlerin cenneti olarak kabul edilir. Çok bilinenler ile hiç bilinmeyenler bu müzede iç içe…

Her iki taraftan çıkanlar çoklu ya da azlı ziyaretçilere sunuluyor. ‘Magnesia’, ‘Alinda’, ‘Alabanda’, ‘Nysa’, ‘Amyzon’, ‘Piginda’, ‘Harpasa’, ‘Myus’, ‘Pygele’, ‘Orthosia’, ‘Mastaura’, ‘Tralleis’, ‘Anaia’, ‘Arkharaka’, ‘Afrodisias’, ‘Panionion’, ‘Labranda’ bunlar başlıcaları… Özellikle ‘Magnesia’, ‘Nysa’ ve ‘Tralleis’de bulunanlar önemli. Bu kentlerde kazılar halen sürüyor! Diğerlerinde ise yüzey araştırmaları var kısmen ama esaslı kazı çalışmaları bekleniyor.

Dolayısı ile buluntuları sınırlı bu kentlerin! Bu da, Aydın Arkeoloji Müzesindeki sergilemelere yansıyor! Çok kazılanlardan çok eser, az kazılanlardan az eser!

Peki bu eserler arasında neler var? Heykeller, altarlar, mezar stelleri, yazıtlı veya kabartmalı steller, mil taşları, sütun ve sütun başları…

 

Daha özel ürünlere gelince baltalar, diğer kesici savaş aletleri, seramikler, kandiller, masklar, çeşitli cam objeler, altın gümüş takılar, tabi ki sikkeler, tıp aletleri ve makyaj malzemeleri ilginç değil mi? Özellikle son ikisinin karşımıza çıkması! Kim bilir daha toprak altında neler var? Yaklaşık 15 kadar kent saydık. Aydın ve civarında çalışma yapılanlar üçte birinden az; diğerleri acaba ne zenginlikler barındırıyor?

Sergilenen buluntuların pek azı Prehistorik sonra Helen ve Roma, bazıları Bizans çoğu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait!

Çok normal en eski uygarlık izleri toprağın daha altlarında yer alır. Ve günümüze doğru gelirken daha yeni uygarlıklara özgü buluntular yüzeye yakındır ve bulunması daha kolaydır! Elbette bölgesel farklılıklar önem taşır bu tespitte!

Az bilinen antik kent ‘Tralleis’, Helenistik dönemin önemli bir heykeltraşlık merkezi. İzleri Aydın Arkeoloji Müzesinde. Athena büstü, Nike heykeli, Satyr heykeli ve tabi kabartmalar bu anlamda önemli.

‘Anaia’ antik yerleşimi Kuşadası civarında! Oradan elde edilen buluntularda bu müze de!

Ancak üstatlar der ki, en dikkat çekici eser Aydın Arkeoloji Müzesinde, Antik Yunan dönemine tarihli Afrodisias Afrodit heykelidir. Elbette adını aldığı kentte bulunmuş.

Labranda Zeus heykeli ve Aydın lahti olarak da bilinen Germencik I.S. 2.Y.Y.’ye tarihli; burada!

Bunların dışında ‘Nysa’ antik tiyatrosunun ki; günümüze görkemli biçimde ulaşmıştır. I.O. 1. Y.Y.’a ait podyum frizleri görülebilir! Diğer taraftan çok başlılığı, çok yönü simgeleyen kafa kafaya yapışık Hermes büstleri de bu müzenin özellerinden!

Devam ediyoruz; Roma dönemine tarihlenen beş kadın bir erkekten oluşan Magnesia heykelleri ve tabi değişik dönemlere ilişkin mozaik koleksiyonlar da burada!

Görüldüğü üzere Aydın Arkeoloji Müzesi, dünya çapında eserlere sahip! Bence hak ettiği önem yurtiçi ve dışında bilinmiyor. Bu da tanıtım eksikliği demektir!

Müzeyi üç bölüme ayırmıştık.

Sikke bölümü bunlardan biri! Gerçekten eşsiz buluntulara ev sahipliği yapıyor. Başta en eski Yunan, Helenistik dönem devamında Roma ve Bizans’a ilişkin şahane bir sikke koleksiyonu sizleri bekliyor.

Son olarak gelelim etnografik eserlere… O denli çeşitli ki… Öncelikle mutfak gereçleri…

Sahan, ibrik, sefertası, sini, dibek, kahve değirmeni gibi…

Günlük kullanıma ilişkin dokumalar, bilezik, küpe, yüzük gibi takılar, keza kolye ve kemerler. Hamam takımları, sırmalar, simli giysiler ve tabi yazmalar. Yine ev gereçleri, halılar, kilimler, takunyalar, el yazması kuran ve çeşitli kitaplar. Bitmedi, kılıç, kama, tüfek ve tabancalar…

Böyle bir zenginlik yok. Tıpkı diğer bölümler de olduğu gibi Etnografik bölümde de mükemmel düzeyde eserler sergileniyor.

Evet Aydın Arkeoloji Müzesinde sizleri kısa bir gezinti yaptırmaya çalıştık.

Ancak ben derim ki; eğer zamanınız varsa buraya yarım gün ayırın ve tüm eserleri özümseyerek izleyin, inceleyin, tarihe geniş bir açıdan bakın!

Gerçekten ülkemiz için turizmimiz için çok özel bir yapı. Bence gözden kaçırılmış…

Sadece bu müze için bile Aydın’a gitmeye değer!